9.9.17

O Sorunun En Temel Cevabı: Ben Nasıl Kilo Vereceğim?

‘’Ben nasıl kilo vereceğim?’’ diyenlere cevap anlatmaktan dilim de tüy bitmişken bir de yazarak açıklamayı deneyeyim dedim, neticede söz uçup yazı kalıyorsa belki böylesi daha kolay olur.
Şimdi kilo vermek için ihtiyacımız olanlar,
1 adet boyuna ve yaşına göre fazla ağırlıkta olan danışan ve 1 adet diplomalı diyetisyen.
Diplomalı diyorum ve diyetisyen diyorum dikkatinizi çekerim.
‘’Beslenme danışmanı’’ adı altında size belli bir markanın ürünlerini satan; kan tahlilinden, metabolizmadan, hastalıklardan, hastalıklarda beslenmeden ve bilinçsiz uygulanan beslenme metotlarının yol açabileceği olumsuz durumlardan zerre haberi olmayan ve üstüne üstlük abonelik yöntemiyle başkalarına ürün  önerdiğinizde ya da aldırdığınızda, artık adı her neyse, komisyon verilmesi veya size indirim yapılması gibi durumlarla bir saçmalığın içerisine sokan kişiler diyetisyen değildir. Onlar Herbalife’cı olabilir mesela ama kesinlikle diyetisyen değildir!  Net!
Burada anlaştıysak devam ediyorum.

Diyetisyen Seçimi Önemlidir!

Her diyetisyenin tarzı farklıdır.  Dolayısıyla her danışanının programa verdiği yanıtta farklı olabilir. Örneğin siz rahat rahat, kilo hesabı yapmadan, kendinizi sıkmadan zayıflamak istiyorsanız kuralları biraz daha geniş olan bir diyetisyenle çalışmalısınız. Ya da diyorsanız ki ‘’Beni birinin sıkması lazım başka türlü programa uyum sağlayamam.’’ Bu durumda da kuralları daha sıkı bir diyetisyenle çalıştığınızda daha iyi bir sonuç elde edersiniz.
Ek olarak ortak noktalarda buluştuğunuzu ve sizi gerçekten anladığını düşündüğünüz bir diyetisyen zayıflama sürecinizde motivasyon kaynağınız olacaktır.

Kişiye Özel Beslenme Programı

Tarzını ve tavrını beğendiğiniz bir diyetisyen buldunuz diyelim ama ona ulaşamıyorsunuz veya seans ücretlerinin bütçenize uymadığını düşünüyorsunuz.  İnternette araştırırken birden bir şey görüyorsunuz, ‘Aa o da ne!’ Beğendiğiniz diyetisyene ait örnek bir diyet listesi buldunuz, ne kadar güzel (!)
 Hayır, değil!
Örnek diyet listesi vermek ne kadar yanlışsa, size uygun olup olmadığını bilmeden sizin onu uygulamanızda o kadar yanlıştır!

Örnek diyet listeleri, 3 günde 5 kilo verdiren diyetler, detoks programları ya da Atkinsler, Dukanlar hiçbir zaman çözüm olmadı ve asla da olmayacak!
Bu yüzden beslenme programınız birlikte çalışmaya karar verdiğiniz diyetisyen tarafından belli aralıklarla sizin için yenileniyor; seyahatlerinize, davetlerinize, programlarınıza ve en önemlisi yaşam tarzınıza uygun hale getiriliyor olmalıdır.

Hastalık ve Beslenme Geçmişi

Diyetisyeniniz ilk görüşmede sizden birtakım kan tahlilleri isterken beraberinde bir çok soru soracak. ‘’Bu soruların ne önemi var, bir an önce diyetimi alsam ben…’’ ya da ‘’Hocam yazıverin bir liste ben onu uygulayayım işte olmaz mı?’’ gibi saçma sorularınızla diyetisyeninizi üzmeyin lütfen.
Evet, saçma dedim pişman değilim, yine olsa yine derim.
 Çünkü bu şekilde çok verimli başlayan bir görüşme oldukça verimsiz bir hal alabiliyor ve bunun sonucu da yine size yansıyor.
Kullandığınız ilaçları, tanı aldığınız hastalıkları, beslenme alışkanlıklarınızı ve daha nice sorunun cevabını eksiksiz olarak aktarın ki süreciniz en doğru şekilde başlasın.



Web sitemi ilk açtığım zamanlarda Skype üzerinden isimsiz bir arama geldi cep telefonuma. Almanya’dan gelen bu aramanın sahibi online diyet yapmak istediğini söyledi ve uygun bir saatte sözleştikten sonra kendisini aradım. 1 saate yakın bir telefon görüşmesi yaptık. Telefonu kapatırken ‘’İzan Hanım o kadar mutluyum ki şu an, daha önce hiçbir diyetisyen bana bu kadar çok soru sormamıştı.’’ cümlesini duymakta beni çok mutlu etmişti.

Bahsettiğim danışan-diyetisyen uyumu, beklentiler ve değerlendirmeler bu yüzden beslenme sürecinizde çok önem taşıyor. Her ne kadar bu yazıyı kilo vermek üzerinden yazdıysam da aslında kilo alma, gebelikte beslenme, çocuk ve ergenlerde beslenme, yaşlılıkta beslenme, diyabette beslenme gibi tüm beslenme süreçlerinde bahsettiğim adımlar geçerli ve önemli.

Biliyorum, karamsarlığa düşüyorsunuz, uyguladığınız ve başkalarında işe yarayan yöntemlerin sizde sonuç vermemesi sizi üzüyor ya da 'nasılsa olmuyor' diyerek vazgeçebiliyorsunuz, ancak 'yanlış nerede?' diye sorgulamaya başladığınzda ve kendinize dürüst davrandığınızda asıl sorunun ne olduğunu görebileceğinizi de biliyorum. O yüzden birazcık araştırın ve size uygun olduğunu düşündüğünüz bir diyetisyenden lütfen yardım alın…
Sevgiyle...

Online Diyet Danışmanlığı ve daha fazlası için: www.izanisik.com

10.5.17

Çağla Badem/Kayısı Badem

Bir varmış bir yokmuş
Evvel zaman içinde kalbur saman içinde
Develer tellal iken, pireler berber iken
Ben ninemin beşiğini tıngır mıngır sallar iken
Uzak diyarların birinde bir blogger varmış.
Çok sevdiği blogundan  hiç istemese de bir süreliğine uzaklaşmış.
Çokta uzaklara gidememiş aslında ama yeteri kadar da gelememiş.
Bir gidip bir geldikçe bakmış ki zaman da akıp geçmiş.
Bir gün karar vermiş gidip yeniden yeşertecekmiş o blogu fakat gücü yetmemiş.
Sonra gücünü toplamak için uğraşmış, uğraşmış, uğraşmış...
Nasıl olduysa beklediği an gelmiş ve bir de bakmış ki onca ayın özlemiyle satırlarca yazıvermiş. :)
Nasılsınız millet?
Yokluğumda neler oldu buralarda bakalım?
Ben iyiyim.
Daha da iyi olmaya niyetliyim.
Bakınız elimde ne var? :)


Kayısı çağlası, kayısı badem de olur, badem kayısı da, çağla badem de...
Ne derseniz deyin ben kısaca çağla diyeceğim :)
Bu güzel meyve o kadar kısa süre kalıyor ki tezgahlarda ve ağaçlarda e haliyle insan doyamadan mevsimi geçmiş oluyor.
O yüzden henüz mevsimi geçmemişken bende hemen azıcık anlatayım istiyorum.
Öncelikle 12 adet çağlayı 1 porsiyon meyve olarak tüketebiliyorsunuz. Kesin bilgi yayalım :)
Düşük glisemik indekse sahip olmakla birlikte lif oranı da yüksek, çağlanın.
Aynı zamanda diğer meyvelere oranla protein içeriği de bir miktar fazla (e badem yani neticede).
A, C ve E vitaminlerini bünyesinde barındırdığı için de antioksidan özellikli cilt dostu bir meyve olur kendileri efendim.
Şimdi size küçük bir uyarı, eğer hala çağlayı tuzlu olarak tüketenlerdenseniz, o çağlayı elinizden yavaşça tabağa bırakın. Tuzu götürüp, gözden de gönülden de uzak bir noktaya bırakın ve sonra kaldığınız yerden çağlanızı yemeye devam edin :) Çünkü Türk toplumu olarak zaten önerilenden fazla miktarda tuz tüketimimizin olduğu aşikar, bir de bunu taçlandırmaya gerek yok. Hele çağlayı buna alet etmeye hiç gerek yok.
Şaka bir yana çağlayı tuzsuz, çileği şekersiz tüketmeye alıştığınızda gerçekten de damak tadınızın bu yönde değişeceğini ve bir süre sonra tuzla/şekerle meyve yemenin çokta gerekli olmadığını göreceksiniz. Kendinize inanamayacaksınız.
Şimdi de küçük bir tarif geliyor...

Dietos'un Çağla Mezesi
300 gram çağla
3-4 dal yeşil soğan
1 yemek kaşığı zeytinyağı
1 çay kaşığı dolusu sumak
2-3 yemek kaşığı limon suyu
1 yemek kaşığı nar ekşisi

Çağlayı robottan geçirdikten sonra yeşil soğanları ince ince üzerine doğruyorsunuz ve diğer malzemeleri ekleyip güzelce karıştırıyorsunuz. Oldu da bitti :)
Tamamı 350 kkal civarında olduğu için bu mezeyi bir sevdiğinizle paylaşıyorsunuz.
Unutmayın hayat sevince, bir de paylaşınca güzel :)
Hepinizi seviyorum.
Bu sefer arayı fazla açmadan görüşmek üzere, hoşçakalın ;)
Sevgiler ve saygılar bizden efendim...