31.8.16

Meyveli Yulaflı Kup

Merhabalar, merhabalar
Bugün size ara öğünlerde tüketilmek üzere harika bir tarifim var desem? :)
Bağırsak sorunu yaşayanlar için iyi derecede lif barındırıyor.
Regl dönemlerinde tatlı isteğinizi bastırarak şirazenizden kaymamanızı sağlıyor :)
Ve ve ve sıkıcı diyet listelerinden sizi kurtararak dengeli ve de keyifli bir beslenme planını destekliyor ;)



Meyveli Yulaflı Kup (2 kişilik)Malzemeler: 
1 bardak süt
3 dolu yemek kaşığı yulaf ezmesi
1 çay kaşığının yarısı kadar kakao
2 silme tatlı kaşığı şeker
1 porsiyon meyve (1 küçük boy elma/armut/muz gibi)
Biraz tarçın

Yapılışı:
Öncelikle küçük bir cezve veya tencerede süt, yulaf, şeker ve kakaoyu karıştırın daha sonra kısık ateşte karıştırarak pişmesini sağlayın. Kaynamaya ve kıvam almaya başlayınca altını kapatarak bir kaç dakika dinlendirin.
İki küçük kaseye paylaştırdığınız muhallebinin üzerine küp küp doğranmış meyvenizi ekleyin ve en üstüne de bir miktar tarçın serpiştirin.
İşte size harika mı harika bir ara öğün :)
Afiyet olsun, tok tutsun ;)

Tarif ölçüleri iki kişiliktir ve bir kupun enerjisi 160 kkal'dir. :)

Online danışmanlık ve daha fazlası için: www.izanisik.com

25.8.16

Mühim Öğün: Kahvaltı

Merhabalar,
Okumayı seven, beni takip eden canım okurlar
Söyler misiniz bana en önemli öğün diye bir şey var mıdır?
Şaşırtmalı soru mu bu diye düşünüp tabi ki yoktur diyenleri sol tarafa doğru alayım lütfen.
Tabi ki de vardır diyenleriyse sağ tarafa alayım.
Tek kelimeyle ''kahvaltı'' cevabını verenlerde şöyle ortaya doğru geçsinler.
Şimdi ne mi oldu? :)
Hadi gelin ortada buluşalım da kahvaltının önemini, kahvaltıyı keyiflendirmenin yöntemlerini paylaşayım sizinle :)



kahvaltının önemi ile ilgili görsel sonucu


Evet, sevgili okurlarım kahvaltı altın öğündür biz diyetisyenler için.
Gece uyuduğunuz süre boyunca vücudunuzdaki bütün olaylar minimuma indirgenir.
Dolayısıyla sabah uyandığınızda sanki ''power'' tuşuna basmışsınız gibi vücudunuzdaki sistemlere yavaş yavaş güç gitmeye başlar. Bunun için ilk adımında bir bardak su içmek olduğunu daha önce söylemiştim, eminim hatırlıyorsunuz? :)
İkinci adım ise kahvaltı.
Biz kişiye özel beslenme planı oluştururken günlük alınması gereken enerji gereksinimini hesaplarız ve bunu menüye dökerken günlük enerji gereksiniminin %25'ini kahvaltıya ayırırız.
Çünkü güne iyi bir kahvaltıyla başlamak, gün içerisindeki açlık durumunuzu kontrol altına almaktan tutun da zindelikle güne noktayı koyacağınız bir güne kadar çok şey vaat eder.
Ve doğrudur da.
İşte bu yüzden kahvaltı son derece mühim bir konudur.



-E iyi hoşta kahvaltı yapmaya vaktim olmuyor ki.
-Sıkılıyorum ben her gün peynir yemekten.
-Ben kahvaltı yaparsam çocuklar okula geç kalır.
-Sabah sabah bir şey yiyesim gelmiyor ki benim.
-Geçerken yoldan simit, poğaça alsak olmuyor mu?
-Çocuğuma yedirirken kendime vakit kalmıyor.

Gibi gibi bahaneleriniz var ve daha da türetilebilir biliyorum.
Bahaneler bizi engeller. Önemli olan sorunun değil çözümün parçası olmaktır.
Ve bir yerlerde duyduğum çokta inandığım bir söz var: Bir şeyi yapmak isterseniz bir yolunu bulursunuz, yapmak istemezseniz de bir bahane bulursunuz.
Dolayısıyla biz bugün burada bahanelerden kurtulup, çözüm üreteceğiz.

Kahvaltıya vaktiniz kalmıyorsa, sabah 10 dakika erken kalkmak sizin için yeterli olmuyorsa veya 10 dakika erken kalkmaktansa uyumayı tercih ediyorsanız;

Çözüm 1: Akşamdan hazırlayın.
Akşamdan hazırlayacağınız bir tabağı streç filmle kaplayıp dolaba koyabilirsiniz.
Tabak hazırlamak zor geliyorsa kendinize akşamdan bir sandviç hazırlayabilirsiniz.
Bu hazırladığınız sandviçi evde, arabada, yolda tüketmeniz çok daha kolay olacaktır.
Diyelim ki sandviçte zor geldi.
Akşamdan ekmeğin arasına kaşar peyniri koyun, tercihe göre eklemek istedikleriniz olabilir, sabahta onu tost makinesinde bastırın. Sadece 2 dakikanızı alacaktır.


sağlıklı sandviç ile ilgili görsel sonucu

Çözüm 2: Kendinizi mutlu etmekten korkmayın.
Evet, bizim böyle bir sorunumuz var. Kendimizi mutlu etmekten, şımartmaktan korkuyoruz.
Korkmayın. Haftada 1-2 gün hazırlamayın bir şey, sadece o çok sevdiğiniz simitçiden bir simit alın ve yanında üçgen peynirle tüketin. Ama yine de o kahvaltıyı yapın.
(1 ortalama tam simit 4 dilim ekmeğe eşdeğerdir. Bu yüzden özellikle zayıflama programındaysanız yarım simit tüketmek daha doğru olacaktır.)


üçgen peynir ve simit ile ilgili görsel sonucu

Eğer her gün peynir, zeytin yemekten sıkılanlardansanız;

Çözüm 3: En kaliteli protein, yumurta
Her gün 1 yumurta tüketmenin gerekliliği bir yana bunu zaman zaman sadece yumurtayla yapılmış bir kahvaltı olarak da tercih edebilirsiniz. Menemen, kaşarlı omlet, az miktarda patates ile yapılmış leziz bir omlet hayattan zevk almanın en basit yollarından ;)
Üstelik sadece kahvaltınızda da değil öğle veya akşam yemeklerinizde de böyle bir tercih yapabilirsiniz.


colorful breakfast plate ile ilgili görsel sonucu

Veya canınız gerçekten peynir, zeytin, domates gibi geleneksel bir şeyler istemiyor,
Süt/yoğurt, sade yulaf ezmesi, elma/armut/şeftali/kayısı/ananas/böğürtlen gibi taze meyveler veya kuru kayısı/kuru üzüm/kuru erik/kuru yaban mersini gibi kuru meyvelerden yararlanın. İçerisine ekleyeceğiniz 1 yemek kaşığı kadar ezilmiş fındık/badem/ceviz de o sabahın mutluluk anahtarı ;))


süt yulaf ezmesi ile ilgili görsel sonucu

Sabahları canım hiç bir şey çekmiyor diyorsanız;

Çözüm 4: Renklerin enerjisinden yararlanın.
Öncelikle kahvaltı alışkanlığınız yoksa bu çok normal bir şey. O yüzden kendinize eziyet etmeden yavaş yavaş artırın kahvaltınızın çeşit ve miktarını.
Bu süreçte de renkli servis tabaklarından yararlanabilirsiniz. Eğer tabaktakiler gözünüze çok geliyorsa boyut olarak büyük tabakları tercih edin .
(Laf aramızda aynı miktardaki bir kahvaltı , büyük tabaklarda daha az görünürken; küçük tabaklarda daha fazla görünür.)
Renkli bir kahvaltı hazırlayın. Peynirin beyazı, zeytinin siyahı, domatesin kırmızısı ve rokanın yeşilinin ne kadar güzel olduğunu düşünün kahvaltınızı yaparken :)



renkli kahvaltı ile ilgili görsel sonucu


Kahvaltı da tatlı seviyorum, diyorsanız;

Çözüm 5: Tek tercih yapın.
Ben tatlıya bayılırım. Özellikle çeşit çeşit ev yapımı reçel görünce gözlerimden fırlayarak dans eden kalpleri görebilirsiniz dışarıdan :)
Fakat ne yazık ki damak tadımızı bu yönde alıştırdığımız zaman kahvaltıda peynir-yumurta gibi proteinleri almak zor gelir. Dolayısıyla her gün 1 tatlı kaşığı tatlı hakkı verin kendinize ve tek bir tercih yapın. Ya o balı tüketin ya da o patlıcan reçelini ;) Evet, canım patlıcan reçeli
çekmiş benim ;)


bal reçel ile ilgili görsel sonucu

Pazar kahvaltısı için ölürüm, diyenlerdenseniz;

Çözüm 6: Miktarı azaltın.
Pazar kahvaltısı alışkanlığı olan bir ailede büyümüş hiç kimse pazar kahvaltısından vazgeçemez sanırım. Kaldı ki vazgeçmeniz de şart değil :)
Sadece tercih yapmanız önemli. Pazar kahvaltılarının en önemli problemi çeşit çeşit karbonhidrat seçeneğinin önünüzde olmasıdır. Simit, poğaça, börek, bazlama vs.
Dolayısıyla kahvaltıyı ekmekle yapıp üzerine çayla birlikte börek yiyorsanız yanlış yoldasınız.
Eğer börek tüketmek istiyorsanız o ekmeği yememelisiniz. Ve börek yağ içeriği yüksek bir besin olduğu için masada duran yağlı seçenekleri eleyerek bir yöntem edinmelisiniz.


pazar kahvaltısı ile ilgili görsel sonucu

Ve son olarak ekmek tüketmiyorum veya ekmeğe doyamıyorum diyenler;

Çözüm 7: Az ekmekle de, fazla ekmekle de olmaz. Ekmeksiz diyet hiç olmaz!

Benim için ekmek konusunda tereddüt yaşayanların hepsi aynı kategoride.
Doğru türde ve miktarda ekmek tüketimiyle gerçekleşmeyecek hiçbir şey yoktur.
Her ana öğününüzde ekmek olmalı sevgili okurlar. Ancak doğru miktarlarda.

Ekmekle ilgili söylemek istediklerim daha önce yazmış olduğum #DiyetimdeEkmeğimeDokunma adlı yazımda mevcut, okumayanları aşağıdaki linke alırken hepinizi sevgiyle kucaklarım.
Mutlu kalın...
(Subliminal mesaj: kahvaltınızı ihmal etmeyin.)

http://diyettanrisidietos.blogspot.com.tr/2014/07/diyetimdeekmegimedokunma.html

Online danışmanlık hizmeti ve daha fazlası için: www.izanisik.com

12.8.16

Mürdüm Eriği

Yine yeniden merhabalar,
Mürdüm rengini sevenler el kaldırsın sevgili okurlarım,
-ben, ben, ben :)-
Ben çok seviyor ve asil buluyorum bu rengi.
Dolayısıyla bugünün konusu olan mürdüm eriğini de seviyorum ;)
Mürdüm eriği, yeşil erik severlerin biraz daha uzak durduğu bir meyve olsa da kıyaslama yapmadan kendi içinde değerlendirip bir şans vermek gerektiğini düşünüyorum ayrıca.
Çünkü bu erik içeriğindeki C vitamini sayesinde antioksidan özellik göstererek bağışıklık sistemini destekliyor ve bağırsak problemleri için de olumlu etki gösteriyor.



100 gram mürdüm eriği (1 avuç içi büyüklüğünde)
46 kkal enerji
1,4 gram lif
9,5 mg C Vitamini
içermektedir.



Yetişkin ve sağlıklı bir bireyin günlük 90 mg C vitamini alması gerekir. 1 porsiyon mürdüm eriği (100 gram) bu gereksinimin yaklaşık %9'unu karşılamaktadır.

Yetişkin ve sağlıklı bir bireyin bir gün içerisinde ortalama 25 gram lif alması da gerekir ve 1 adet mürdüm eriği bu gereksinimin sadece %5,6'sını karşılar.
İşte bu yüzden lifli beslenmek çok önemli sevgili okurlar, çünkü vücudumuza gereken lifi sağlamadığımız zaman konstipasyon (kabızlık) başta olmak üzere çeşitli bağırsak hastalıklarına davetiye çıkarıyoruz ne yazık ki.



Konstipasyon(kabızlık) şikayetiniz varsa uyumadan 2 saat önce yapacağınız gece ara öğününüzde aşağıda yazan tarifi uygulayabilirsiniz.

2 kaşık yoğurt
1 porsiyon mürdüm eriği (kabuklu ve küp küp doğranmış)
1 kaşık yulaf kepeği

Bu karışımı tükettikten sonra üzerine 1 büyük bardak su içiniz.
Ve gün içerisinde 2,5 litre su içmeye özen gösteriniz.
Sevgiler...

Daha fazlası için: www.izanisik.com

10.8.16

Melisa Otu/Oğul Otu

Merhaba sevgili okuyucularım,
Geçtiğimiz günlerde yaptığım bir yayla ziyareti sonunda dalından meyve yeme yöntemlerini Instagram hesabımdan takipçilerim ile paylaşmıştım, merak edenler için link bırakacağım yazının sonuna ;)
Bahçe gördüm mü dayanamaz girerim illa ki.
Araştıracak, öğrenecek, yazacak bir şeyler mutlaka çıkıyor çünkü.
Bu kez de kenarda yetişmiş bir ot gördüm, naneye benzettim tadına baktım nane değil, ne ki bu diye sorunca melisa dediler. Poşet çaylar dışında ilk kez melisa görüyordum.
Küçüklüğümde çok severdim ''Melisa'' ismini.
Neden bilmiyorum, oysa ki hiç o isimde bir tanıdığım dahi yoktu.
Birde isim-şehir oynarken ''O'' harfi gelince bitkiye her zaman oğul otu yazardım.
Şimdi öğreniyorum ki meğer o oğul otu melisa otunun diğer adıymış.
Öğrenmenin yaşı yok tabi, e hadi o zaman biraz daha yakından tanıyalım şu melisayı...




Melisa, nanegillerden bir bitki ve ekilmemiş alanlarda özellikle Akdeniz'de yetişiyor.
Limon kokulu, tıbbi ve aromatik bir bitki olan Melisa hakkında 2000 yıl öncesinde dahi yazılı kaynaklar bulunmaktaymış.
Günümüzdeki çalışmalar sonucunda da stres yatıştırıcı, spazmolitik (spazm gideren), antibakteriyel etkilerinin yanı sıra sinir hastalıkları, gastrointestinal (mide-bağırsak) sorunlar ve uyku sorunları üzerine olumlu etkilerinin olduğu raporlanmıştır.

Melisa çayının en bilinen etkisi sakinleştirici özellik göstermesi. Bu yüzden kolay sinirlenen bir bireyseniz ya da gergin bir ortamda çalışıyor veya yaşıyorsanız günde 1 fincan melisa içmek sizin için fayda sağlayabilir.
Ek olarak melisa çayı adet düzensizlikleri ve adet sancılarının giderilmesine de yardımcı olmakta.
Yorgunluğu azaltıyor, baş ağrılarının giderilmesine ve vücudun rahatlamasına destek oluyor.




Melisa Çayı Nasıl Demlenmeli?


1 çay fincanı kaynar suyun içerisine 1 tatlı kaşığı melisa ekledikten sonra 3 dakika dinlendirip
içebilirsiniz.




Melisa'nın Tıptaki Yeri

Yaralara, eziklere, romatizma ağrılarına, arı ve böcek sokmalarına melisanın taze yapraklarından yapılmış olan lapanın iyi geldiği bildirilmiştir.

Melisa otu üzerine 2011 yılında yapılmış bir çalışma sonucu şunu söylemektedir:
Gerek antioksidan aktivitesi gerekse de asetilkolin esteraz inhibisyon etkisi nedenleri ile
 M. officinalis’in (melisa otunun) başta Alzheimer hastalığı kaynaklı olmak üzere bunamaya yönelik fitoterapi uygulamalarında kullanılmak üzere elde edilecek ekstrakt ve esansiyel yağ için uygun bir bitkisel kaynak olduğuna yönelik veriler bulunmuştur. Aynı zamanda FDA (Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi) tarafından Alzheimer hastalığının yönetimi konusunda onay verilen ilaçlar arasında iki adet tıbbi ve aromatik bitkisel ürün de bulunmakta olup, bunlar M. officinalis (Melisa otu) ve Salvia officinalis (Adaçayı) ’dir.

Çalışma hakkında detaylı bilgi edinmek isteyenler için:
 http://teknolojikarastirmalar.com/pdf/tr/02_2011_6_1_99_611.pdf

Vaktinizi ayırdığınız için teşekkür ediyorum, sizlere güzel ve sakin günler diliyorum.
Sevgiyle kalın...

Daha fazlası için: www.izanisik.com
Instagram: https://www.instagram.com/izan.isik/

8.8.16

Zerdeçal / Curcumin

Merhabalar 
Sıcaklarla aranız hiç iyi değil biliyorum sevgili okuyucularım ama bu günlerde geçecek sabredin :)
Ve geçtiğinde ben yine bir yıl boyunca bu ayı bekleyeceğim...
Her ne kadar sıcak havadan şikayetçi olsam da sonuçta sevgi anlaşmak değilmiş ve nedensiz de sevilirmiş, en iyi Ağustos öğretti bunu bana :)
Bugünde sıcak renkli bir konumuz var aslında, Zerdeçal.
Neymiş, ne işe yararmış, nereden geliyormuş hadi bir öğrenelim isterseniz, buyurun...



Çin ve Hindistan'da yaygın olarak yetiştirilen ve kullanılan, zencefil ailesinin bir üyesi olan yumrulu bir bitki zerdeçal.
Hint tıbbında tonik ve kan temizleyicisi olarak kullanılmış ve deri hastalıklarındaki olumlu etkisinden dolayı krem ve banyo sabunu yapımında da yer edinmiştir.
Kesik, yara ve yanık tedavisinde de anti-inflamatuvar (inflamasyon önleyici) ve anti-mikrobiyal etkisinden dolayı kullanılmıştır.



Zerdeçal ve Kanser 

Zerdeçal tozunun en aktif bileşeni içerisinde bulunan curcumindir.
Curcuminin bazı tip kanser hücrelerinin ölüm hızını artırdığı ve bazı tümörlerin bölünmesini durduğu bilinmektedir.
Özellikle kolon kanseri ve Crohn hastalığı gibi bağırsak hastalıklarında yüksek konsantrasyona ulaşması sebebiyle daha etkili olacağı bildirilmiştir.
Son yıllarda yapılan çalışmalar curcuminin kanser hastalarının tedavi sürecinde olumlu etkisinin yanı sıra tedavi sırasında oluşabilecek normal doku hasarını önlemede etkili olduğunu göstermektedir.

Zerdeçal ve Alzheimer
Kök Hücreleri Araştırma ve Terapisi adlı dergide yayımlanan araştırmaya göre, hint safranı ya da zerdeçal olarak bilinen baharatın içinde bulunan bir alaşım, beynin tedavi ve iyileşme sürecinin bir parçası olduğu düşünülen sinir hücrelerinin büyümesini sağlıyor.
Alman araştırmacılar fareler üzerinde yapılan deneyler sonucunda elde ettikleri bulgulara dayanarak, ileride felç ve Alzheimer hastaları için ilaç üretilebileceğini söylüyor.Fakat araştırmacılar, uygulamanın insanlar üzerinde yapılabilmesi için daha fazla deneye ihtiyaç duyulduğunu vurguluyor.

İngiltere Alzheimer Araştırma Vakfı'ndan Dr. Laura Phipps, "Bu araştırma sonuçlarının insanlara da uygulanıp uygulanmayacağı veya bu yolla yeni beyin hücrelerinin üretilmesinin Alzheimer hastalarına fayda sağlayıp sağlamayacağı henüz netleşmedi" diyor.


Bununla birlikte Tayvan'da yapılan bir araştırma çalışması, kahvaltıda 1 gram zerdeçal tüketiminin diyabetin ilk evresinde  ve bilişsel becerilerinde azalma bulunan kişilerin hafızasını güçlendirdiğini gösterdi. Çalışma 60 yaş üzeri kadın ve erkekler üzerinde uygulanarak zerdeçalın hafıza üzerindeki etkilerine bakıldı. Kahvaltıdan önce ve sonra hafıza testine tabi tutulan katılımcılar arasında kahvaltıda 1 gram zerdeçal tüketenlerin hafızalarında güçlenme görüldüğü sonucuna ulaşıldı.

Tabi ki sınırlı sayıdaki çalışmalar bize kesin sonuçlar vermez ancak hafıza ve zerdeçal arasında bir ilişki olduğunun ve ilerleyen zamanlarda bu alandaki çalışmaların sayısı arttıkça belkide Alzheimer'da yeni ve uygulanabilir tedavi yöntemlerinin geliştirilmesine katkı sağlayacağını umut edebiliriz diye düşünüyorum sevgili okurlar.

Ve şu da bir gerçek ki Hindistan'da her gün 1 çay kaşığı zerdeçal tüketilmektedir. Ve Hintlilerde akciğer, meme, böbrek kanserleri görülme sıklığı daha azdır. 
Tek etkenin zerdeçal tüketimi olduğunu söyleyemeyiz elbette ancak insanı yine de düşündürüyor, öyle değil mi?



Zerdeçal Kullanımı

Zerdeçal kullanırken dikkat etmeniz gereken bir nokta var ki o da şu, zerdeçal yağda çözünür. Ancak bu sayede içerisindeki faydalı bileşenler vücudumuz tarafından alınabilir.
Zerdeçalı yemeklerinizde kullanırken buna dikkat etmeniz ilk kural. 
İkincisi ise zerdeçalın karabiberle birlikte kullanımı biyoyararlılığı artırır, bu yüzden zerdeçalınızın yanında bir karabiberlik bulundursanız iyi olur. 


Not: Genellikle tavuk yemeklerinde, makarna, pilav, çorbada kullanılan zerdeçalı sarı kekler, kurabiyeler yapmak içinde kullanabilirsiniz.

Bugünlük de benden bu kadar :)
Sevgiyle kalın, kendinize çok iyi bakın...

Daha fazlası için: www.izanisik.com

3.8.16

Susam ve Tahin

Merhaba sevgili okurlar
Bugün susam ve tahin hakkında biraz konuşalım istiyorum.
Tahin, bildiğiniz üzere susamın çeşitli aşamalardan geçmesiyle elde ediliyor.

Bu yüzden öncelikle susamı daha sonrada tahini irdeleyeceğiz bu yazıda.
Susam insanoğlunun bildiği en eski tohumlardan bir tanesi aslında.
Antik Mısır'da, Çin'de, Hindistan'da ve hatta Asya mitolojisinde kendine yer edinmiş olan susam taneleri, anavatanı Afrika olan bir bitkinin kapsül meyveleri içindeki tohumlardır aslında.
Ülkemizde de sıcak bölgelerde tarımı yapılmaktadır bu bitkinin.
Susam deyince benim aklıma gelen üç şey ise şunlar; yağ, kalsiyum ve çıtır çıtır bir lezzet :)


Susam taneleri ve yağı Hindistan ve Çin'de binlerce yıl yaraları kapatmak, hücreleri yenilemek için kullanıldığı biliniyor. Bunun yanı sıra Antik Roma'da ve Eski Mısır'da ekmek yapımında da kullanılmıştır.
Bizler günümüzde daha çok kek, börek, poğaça gibi hamur işlerini tatlandırmak için kullanıyoruz ancak besin içeriği hakkında ne kadar bilgimiz var?
İşte bugün o da olacak :)

1 silme yemek kaşığı susam (10 gram)
4,5 gram yağ, 1,6 gram protein, 2 gram karbonhidrat ve 1 gram lif içerir. Enerji değeri ise 52 kkal'dir.
Bunların yanı sıra 88 mg kalsiyum içermektedir. Yetişkin ve sağlıklı bir bireyin günlük kalsiyum gereksinimi 1000 mg'dır ve 1 silme yemek kaşığı susam bu gereksinimin yaklaşık %9'unu karşılar böylelikle.

Dietos Öneriyor:  Kilo problemi olmayan ve kalsiyum gereksinimi normalden fazla olan bireyler susamı salatalarında, yemeklerinde tercih edebilirler.

Tahine gelecek olursak, uzun saatler süren çeşitli işlemler sonrasında susamdan elde edilen tahin eskiden bu yana daha çok tahin-pekmez olarak kullanılır bildiğiniz üzere. Kışın özellikle üşümemek için kullanılan bu ikili özellikle kilo almak isteyen bireylerin beslenme programlarına yazdığım lezzetli besinlerden sadece bir tanesi :) Gerisini siz düşünün neler neler yazıyorum :)


1 yemek kaşığı tahin (15 gram)
8 gram yağ, 2,5 gram protein, 3,2 gram karbonhidrat ve 1,4 gram lif içerir. Enerji değeri 89 kkal'ye denk gelmektedir. 64 mg kalsiyum içeriğiyle de sağlıklı ve yetişkin bir bireyin kalsiyum ihtiyacının %6 sını karşılamaktadır. Tahin aynı zamanda 15 gramında 110 mg fosfor içerdiği için yetişkin ve sağlıklı bir bireyin günlük fosfor ihtiyacının %16 sını karşılamaktadır.
Bununla birlikte 1 yemek kaşığı tahin 1,3 gram demir içererek yetişkin ve sağlıklı bir bireyin günlük demir ihtiyacının %13'ünü karşılar.

Dikkat: Tahinin %55 oranda yağ içerdiği unutulmamalı ve özellikle kilo problemi yaşayan bireyler tarafından ölçülü kullanılmalıdır.

Tahin-Pekmez kullanalım mı?
Kullanalım tabi ki.

Biliyoruz ki pekmezde kalsiyumdan son derece zengin, o zaman kalsiyum-demir bağlanır ne faydası olacak?

Klasik bir demir-kalsiyum sorusu bu aslında.
Sevgili okurlar, eğer kansızlık sorununuz varsa demir miktarınızın yükselmesi için buna özel bir beslenmeye sadık kalmanız gerekir ancak biyoyararlılığı yüksek bir demir için hayvansal kaynaklı demire yönlenmeniz en doğrusu olacaktır.
Size önerdiğim tahin miktarı 1 yemek kaşığı ve içerisindeki 1,3 mg'lık demir için buradan alacağınız kalsiyumdan olmayın derim bana sorarsanız.
Çünkü zaten 1 yemek kaşığı pekmezde de 1 mg demir ancak var...





 Beslenmenize renk ve lezzet katmak için çalışın, onu işkenceye dönüştürmenizin ne kilo vermenize ne de bir takım sağlık sorunlarınızı çözmeye yararı olmayacak.
Bunu nasıl yapacağımı bilemiyorum diyorsanız sizde gelin aşağıdaki linke tıklayın tanışalım ve beslenmenizi renklendirelim ;)
Sevgiyle kalın...

Daha fazlası için: www.izanisik.com